Pazartesi günü öğle vaktinde televizyonu açtığımızda Muharrem İnce CHP yönetimine saydırıyordu. Diyordu ki;

  1. Altı seçim yenilmiş bir parti, 2019 seçimlerinde yapılacak 3 büyük seçimi, ne yapacak da başarıyla atlatacak?
  2. Kim burada bir başarı şansı görüyor, bir ışık görüyor?
  3. Vicdanınıza sesleniyorum, bir otobüse biniyorsunuz ve o otobüs yolda 6 kez kaza yapmış. Yedinciye aynı firmadan bilet alır mısınız?
  4. Altı kez sizi ameliyat eden doktor hep yanlış ameliyat yapmış, yedinciye aynı ameliyatı aynı doktora olur musunuz?
  5. Davalarınız var. Altı davanızı verdiğiniz avukat altısını da kaybetmiş. Yedinci davayı o avukata verir misiniz?
  6. Yedi çocuğunuz var. Altısını verdiğiniz ve üniversiteyi kazandıramamış bir öğretmene yedinci çocuğunuzu da verir misiniz?
  7. Türkiyenin Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı var. CHP’nin de büyük bir değişime bir iddia ortaya koymaya ihtiyacı var.

Kim söylüyor bunları?

Bunları %25 oy almış bir partinin yetkilisi söylüyor. Bunları duyunca kendi kendime sordum. Acaba, SP’deki yetkililer bunları duyuyor mudur? Partiyi binde 7 (%0.68) oranına düşürüp dibin dibini gösteren By Asiltürk – By Kamalak ikilisi olayları nasıl değerlendiriyordur? Hala “biz seferden sorumluyuz zaferden değil..” diyorlarsa, zafere ulaştıracak sefer mi var ortada? Biz elimizden geleni yaptık bu kadar oluyor diyorlarsa niye hala orada duruyorlar? Onlarla bu kadar oluyormuş işte!

Milli Görüşün son partisi SP gerçekten de bu ikilinin elinde son parti haline dönüştü. Çünkü partinin sonu geldi. Bir ara %5’lerde tutunuyorduk. Sonra %2.5’ larda durduk. Bunu da zekat miktarı diye açıkladık. Sonra %1.25’i gördük. Artık yüzdelerle değil binde 7 (%0.68) lerle konuşuyoruz.

Genel Merkez tabi ki bu ikiliden oluşmuyor sadece.

Ama bu ikili karar zincirinde son karar verenlerdir. Sorumluluk da bunlara aittir. Diğerleri bunların kararlarının uygulayıcısıdır. Bu ikili, amasız, şartsız, şurtsuz bir şekilde derhal kenara çekilmelidir. Bu saatten sonra onların bulundukları yerleri işgal etmeye devam etmeleri sadece davaya zarar verir. Yaptıkları açıklamalara kendilerinin bile inanmadığı ortada. İnanmamaları da gayet doğal çünkü her şey ortada.

Cennet mekan Erbakan Hocamızdan sonra kendisini “lider” ilan eden By Asiltürk, belli ki bu makamı kaldıramadı. Ona ağır geldi. Bu ağırlık altında deforme oldu. Aynada kendisine bakıp düzelteceğine sürekli başkalarını eleştirdi çekiştirdi. Artık iş öyle bir çirkin noktaya geldi ki kimse kendisinin yüzünü bile görmek istemiyor. Keşke bu duruma düşmeseydi. Çok yazık!

Partiden neredeyse herkes uzaklaştırıldı.

Hocamızın oğlu Fatih ile mi başlasak yoksa daha önceden uzaklaştırılanlarla mı? Hem basının önünde Fatih’i çok severim babası bana emanet etti diyeceksiniz hem de en ağır bir şekilde hırsızlıkla suçlayacaksın. Olur mu şimdi böyle?!

Prof. Arif Ersoy hocamızı Ak Partisi’nden aday adayı olmaya yönelten ektenler neydi acaba? Peki Erbakan Hocamızın yanında yetişmiş ve By Asiltürk’e çok yakın olduğunu zannettiğimiz ama aslında hiçte yakın olmayan Prof Mete Gündoğan hocamıza ne demeli. Fatih hırsız, hocalar hain, Mustafa Özkafa tembel, İlyas Tonguş kibirli, teşkilat mensupları potansiyel fitneci…
Herkese bir kulp taka taka ortalığı bu hale getiren By Asiltürk sonunda sadece kendilerini değil partiyi de batırmış durumdadır.

Daha neler konuşabiliriz neler. Belki de sabahlara kadar konuşsak mevzu tükenmez. By Asiltürk siz ki; 7 Haziran’a İttifak yapmak için CHP dahil herkes ile görüşeceksiniz! Sonunda da BBP’ye kalacaksınız. BBP bütün çalışmasını bizim teşkilatlarımızın sırtından tamamlayacak. Herkese %8 ulaştık diye heyecan vereceksiniz. Son haftada bütün teşkilatlara yeni maddi yükler yıkacaksınız. Sonunda %2 alınca, biz zaten böyle bir sonuç alacağımızı biliyorduk diyerek pişkinlik yapacaksınız.

Peki teşkilatlara yazık günah değil mi?

Peki son ittifak çalışmalarınıza ne demeli?

Resmen teşkilatı Ak Partisine ittiniz.

Televizyonlarda yaptığınız açıklamalarla Ak Partisine de oy verilebileceği izlenimi edinen teşkilatlar gereğini yaptılar. Sanırım bu başarınızdan dolayı memnunsunuzdur. Çünkü istediğiniz buydu.

By Kamalak’ın Paralel yapının avukatlığının yapılmasına değinmeyeceğim bile. Orada da her şey ortada. Bu ikili sadece teşkilatların gazını almak için danışıklı (iyi polis-kötü polis) dövüş yapıyorlar.

Bütün teşkilatlar açıkça söylemeseler de kaynıyor, bu iş böyle gitmez. Artık bundan torunlarınızı seversiniz yoksa anılarınızı mı yazarsınız orasını bilemeyiz. Ancak bu ikili sorumluluğu alıp kenara çekilirse Milli Görüşçüler yeniden derlenip toparlanabilir. Aksi taktirde, bu yönetim çatısı altına Milli Görüşçülerin tekrar toplanması mümkün değildir. Bu da bu ikilinin bu davaya vereceği en büyük ve en son darbesi olur. Amaçları böyle bir sonuç değildir herhalde?!

Ancak, Allah davasını tamamlayacak ve hakk hakim olacaktır. O’na muhtaç olan bizleriz. Umarız By Asiltürk ve By Kamalak da bunları anlar ve hüsnü edeple kenara çekilir. Aksi taktirde bundan sonra SP çatısı altında olacak olumsuzluklardan ve yapacakları her şeydan sorumlu olacaklardır.

Sadi ÖZGÜL
13 Kasım 2016 – İstanbul

Reklamlar